Qedr gecesi haqqinda
5.3.6. Ramazan'ın Son On Gününü İbadetle Geçirmeye Çalışmak
Buhari ve Müslim'in Âişe (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan'in son on günü geldiği zaman, gecelerini ibadetle geçirir. Ailesini de kaldırırdı. Bu gecelerde, hanımlarıyla birleşmez ve kendini ibadete verirdi.» (Müslim'in bir rivayetinde «son on günde diğer günlerden daha fazla ibadet yapmaya çalışırdı.» şeklindedir.)Tirmİzî'nin Alî (r.a.)Jdan rivayet edip, sahih saydığı hadise göre: «Rasûlüllah, sallallahu aleyhi ve sellem son on günde ailesini uyandırır, hanımlanyla birleşmezdi.»
5.9. Kadir Gecesi
5.9.1. Fazileti
Kadir gecesi senenin gecelerinin en faziletlisidir. Allah-u Teâla şöyle buyurmuştur: «Biz o Kur'ân-ı Kadjr gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.» (Kadir: 1-3). Yani o gece kılınan namaz, okunan Kur'ân ve yapılan zikir, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aylık amelden daha hayırlıdır.»5.9.2. Kadir Gecesini Aramanın Müstehab Olduğu
Kadir gecesini Ramazan'in son on günündeki tek günlerde aramak müstehabdir. Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem, Kadir gecesini Ramazan'ın son gününde arar, Ramazan'in son on günü girdiği zaman geceleri ibadetie geçirir, Ailesini uyandırır, izarını sağlamca bağlardı (Hanımlarından uzaklaşarak kendisini ibadete verirdi.)5.93. Hangi Gecenin Kadir Gecesi Olduğu
Kadir gecesinin tâyini hakkında âlimlerin çeşitli görüşleri vardır. Bazıları 21., bazıları 23., 25., 29. gecesi olduğunu söylemiş, bazıları ise «son on gündeki tek gecelere dağılmıştır,» demiştir. Alimlerin çoğuna göre 27. gecesidir. Ahmed'in sahih bir senetle İbni Ömer (r.a.)'den rivayet ettiği hadise göre;' Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Her kim kadir gecesini ararsa onu yirmiyedinci gecesinde arasın.»Müslim. Ahmed, Ebû Dâvûd ve Tirmizı'nin Übey bin Kâ'b (r.a.)' dan rivayet ederek, Tirmizî'nin sahihlediği hadiste Übey bin Kâ'b şöyle demiştir: «Kendinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin olsun ki, kadir gecesi Ramazan'ın içindedir. Yine Allah'a yemin olsun ki onun hangi gece olduğunu biliyorum. Kadir gecesi, Rasûlüllahın bize ihya etmekle emrettiği, Ramazan'ın yirmiyedinci gecesidir.» (Bu gece olduğuna İstisnasız olarak yemin etti.)Kadir gecesinin alâmeti güneşin o günün sabahında ziyası olmadan, beyaz olarak doğmasıdır.5.9.4. Kadir Gecesinde Namaz Kılmak ve Dua Etmek
Buharı ve Müslim'in Ebü Hüreyre (r.a.)'den rivayet ettiği hadiste Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur : «Her kim kadir gecesini, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek İbadetle geçirirse geçmiş günâhları bağışlanır.»Ahmed, İbn Mâce ve Tirmizî'nin Âişe'den rivayet ederek, Tirmizî'nin sahih saydığı hadise göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir: «Ya Rasûlallah, kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilirsem ne söyleyeyim?» diye sordum. Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dememi emir buyurdu:“Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin. Beni affet.”[5] Buradaki sakızdan maksat teinde gıda maddesi bulunmayan sakızlardır. Bugünküler ise bunun dışındadır. (Mütercim.)
Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi’î hazretleri onyedinci, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı’ olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur’ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.
Ayların içinde, Receb, Şâban ve Ramazan ayları diğerlerinden daha fazîletlidir. Bu ayların içinde de, bazı geceler ve günler, diğerlerine göre daha fazîletlidir. Receb ve Şâban ayındaki günler, geceler bellidir. Ramazan-ı şerîfin içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi ise, kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazan-ı şerîfin başından sonuna kadar, herhangi bir gecede olabileceği, hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir. Âlimlerimiz buyurdu ki:
“Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâ'atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında gizlemiştir.”
Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. Resûlullah efendimiz, cevaben buyurdu ki: “Ramazanın birinci gecesi idi, geçti.”
Bir seferinde de hazret-i Âişe vâlidemiz Peygamber efendimizden Kadir Gecesi'nin ne zaman olduğunu suâl etti. O zaman da Resûlullah efendimiz buyurdu ki:”On üçüncü gece idi geçti.”
Değişik zamanlarda Kadir Gecesi'nin vakti ile alâkalı sorulan suâllere, Peygamber efendimiz, değişik cevaplar vermiştir. İslâm âlimlerinden bazısı, hadîs-i şerîflerdeki bildirilen değişik zamanlar sebebi ile, Kadir Gecesi'ni, Ramazan-ı şerîfin başından i'tibâren aramak lâzım olduğunu bildirmişler ve bunun için de mümkün olduğu kadar her geceyi ihyâ etmeye çalışmalıdır, buyurmuşlardır. Kadir Gecesi, çok kıymetli bir gecedir. Böyle kıymetli bir gecenin fazîletinden mahrûm kalmamak için, Ramazan-ı şerîfin her gecesini ibâdetle, tevbe etmekle, Kur'ân-ı kerîm okumakla ihyâ etmeye çalışmalıdır.
Kadir Gecesi'nin fazileti hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Kabirde aydınlık istersen, Kadir Gecesi'nin karanlığında ibâdet eyle!”
“Kadir Gecesi'ni ihyâ edene, bir saatlik sevap olarak, yüz senelik ibâdet sevabı verilir.”
“Allahü teâlâ: ‘İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, Kadir Gecesi'ni ihyâ edenin günahlarını bağışlarım. Kıyâmette suâl sormam. Onu Cehennem ateşinde yakmam.’ buyurdu.”
Mübârek ayların, gecelerin, günlerin kıymetini bilmeli, böyle zamanlarda, çok tevbe istigfâr etmeli, ağlamalı, affolunmak için yalvarmalıdır. Herkes kendi hâline göre bir miktar ibâdet etse, o geceyi ihyâ etmiş sayılır.
Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hiçbir tâ'ati küçük görmemelidir. Gazabı, günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görüp işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için beş vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için herkese iyi muâmele etmelidir.
Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.”
Bu hadîs-i şerîfe göre, Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini, Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.
Kadir gecesi hakkında İmam-ı a'zam, yirmi ilâ otuzuncu geceleri arasında aranması da bildirilmiştir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Kadir gecesi Ramazanın 21, 23, 25, 27 29'uncu tek geceleri veya son gecesidir.”
“Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.”
“Ramazan-ı şerîf ayının yirmi yedinci gecesini ihyâ edenin, amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır. Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır. Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.”
Kadir gecesinin alâmetleri hakkında hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “O gece ne soğuk, ne sıcak olur. Sabah güneş doğunca, sisli olmaz, tatlı ve hoş bir hava olur. Fırtına olmaz.”
Bazı âlimler, Kadir gecesinde köpek sesinin duyulmadığını, ertesi günü güneşin şuasız doğduğunu, Kadir gecesinin gününün de fazilette gecesi gibi olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîte “Allahü teâlâ katında en sevgili gece, Kadir gecesidir.” Buyuruldu.
Bu gecede okunacak duâ
Peygamber efendimiz, Âişe vâlidemize, Kadir gecesinde şu duâyı okumasını bildirmiştir:
“Allahümme inneke afüvvün tühıbbül afve fa'fu annî.”
Bu gece çok kelime-i tevhid okumalıdır. Hadis-i şerifte;
“Kadir gecesinde üç defa lâilâhe illallah diyenin, birincisinde bütün günahları affolur. İkincisinde Cehennemden kurtulur. Üçüncüsünde Cennete girer.” buyuruldu.
Ramazân-ı şerîf ayının son günü ile bayramın birinci günü arasındaki gecedir.
Şevval ayının birinci günü fıtır yâni Ramazan bayramının birinci günüdür. Iyd, bayram demektir. Her yıl, müslümanların sevinci, sürûru avdet ettiği, tekrar geldiği için, bu sevinçli günlere “Iyd” denildi.
Bayram günü, karşılaştığı mü'minlere güler yüzle selâm vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslâmiyete doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.
Bu geceyi ihyâ edenlerin büyük saâdete kavuşacağı bildirilmiştir. Hadîs-i şerîfte rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan duâ ve tevbelerin reddedilmediği bildirilmiştir. Bu gecelerden birisi de Ramazan bayramı gecesidir.
Yüce Peygamberimiz buyuruyor:
“Ramazan Bayramı günü melekler yolların kenarında durarak bayram namazına gidenlere şu müjdeyi verirler: Ey mü'minler topluluğu, size mükâfatlar, hayırlar ve bol bol ni'metler verecek olan Kerem ve İhsân sahibi Rabbinizden isteyiniz. Zîrâ O, size geceleri ihyâ etmenizi emretti, siz yaptınız. O size gündüz oruç tutmanızı emretti, siz tuttunuz. O size Rabbinize itaat etmenizi emretti, siz de itaat ettiniz. Öyle ise bahşişinizi, mükâfatınızı alınız. Namazdan sonra bir melek de şöyle nidâ eder: Biliniz ey mü'minler bugün şüphesiz mükâfat günüdür, günahlardan kurtuluş günüdür ve ayıplardan temizlenme günüdür.”
Ömer bin Abdülaziz hazretleri buyurdu ki:
“Senede dört geceye dikkat edip, ibâdetle geçirmek lâzımdır. Allahü teâlâ o gecelerde rahmetini saçar. Bu geceler, Recebin ilk cuma gecesi, Şâbanın onbeşinci gecesi, Ramazanın yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir.”
Hazret-i Ali yılda dört geceyi tamamen ibâdetle geçirirdi.
Bu geceler, Receb-i şerîfin ilk gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri ve Şâban-ı şerîfin onbeşinci gecesidir
Bayram günü, akrabayı, dostları ziyaret etmeli, bayramlarını tebrik etmelidir. Çocuklar sevindirilmelidir. Bilhassa, yetim, kimsesiz çocuklar, aranıp bulunmalı, bayram sevincinden mahrum bırakılmamalıdır.
Öksüzün bayram sevinci
Bir bayram günü Peygamber efendimiz evinden çıkmış, mescide gidiyordu. Yolda bayram sevinci içinde oynayan çocuklara rastladı.
Hepsi bayramlık yeni elbiseler giymiş, sevinç içinde sağa sola koşuyorlardı. İçlerinde zayıf ve çelimsiz bir çocuk vardı. Eski ve yırtık elbiseleri içinde melûl ve mahzûn bir kenara çekilmiş, neş'e ve sevinç içinde oynayan çocuklara bakıyordu.
Peygamber efendimiz bu çocuğa buyurdu ki:
- Yavrum, niye arkadaşlarınla gülüp oynamıyorsun da bir kenara çekilmiş böyle duruyorsun?
Çocuk, Peygamber efendimizi tanıyamamıştı. Dedi ki:
- Ben hem öksüzüm, hem de yetimim. Babam, şehîd oldu. Annem başka biriyle evlendi.
Peygamber efendimiz çocuğun şefkatle elinden tuttu. Sevgiyle saçlarını okşadı.
- Yavrum, Peygamber efendimizin baban, Aişe'nin annen, torunları Hasan ile Hüseyin'in de kadeşin olmasını ister misin?
Yetim yavru, karşısındaki şefkat dolu, nûr yüzlü insanın Peygamber efendimiz olduğunu anlayınca sevinçle dedi ki:
- Yâ Resûlallah, nasıl istemem?
Efendimiz çocuğun elinden tutarak evine götürdü. Yedirip, içirip, yeni elbiseler giydirdi. Çocuklar onu tanıyıp etrafına toplandılar. Durumundaki değişikliği görüp sordular:
- Nedir sendeki bu hâl?
Yetim çocuk başından geçenleri anlattı. Diğer çocuklar, bu yetim yavrunun hazret-i Peygamber tarafından evlâtlığa alındığını duyunca: "Keşke bizim babalarımız da, o savaşta şehîd düşselerdi de bizi de Peygamber efendimiz evlâtlığa alsaydı." dediler




