Bu bab, kurban ne zaman kesilir ve kurbanı kim kesmelidir? diye iki mevzudur. [28]
1.KesimZamanı:
Ulema, birinci mevzu ile ilgili olarak -kurban kesme zamanının başlangıcı, sonu ve bu iki vakit arasındaki gecelerde kurban kesmenin caiz olup olmadığı- olmak üzere üç hususta ihtilâf etmişlerdir. [29]
A- Kesimin Başlangıcı:
Bayram namazından önce kurban kesmenin caiz olmadığında müttefiktirler. Zira -Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in, «Kim namazdan önce keserse o, ancak bir et davarıdır» [30]ve: «Bu günümüzde ilk yapacağımız iş namaz kılmak, sonra (kurbanlarımızı) kesmektir» [31]diye buyurduğu ve namazdan önce kurbanını kesen adama bir daha kurban kesmesini emrettiği gibi- bu hususta birçok sabit hadisler vardır. Fakat bayram namazı kılındıktan sonra ve fakat tmam daha kurbanını kesmemişken kesilen kurbanın hükmünde ihtilâf etmişlerdir.îmam Mâlik «Hiçbir kimse kurbanını imamdan önce kesemez» demiştir. İmam Ebû Hanife ile Süfyan Sevrî ise, «İmam kurbanını kesmiş olsun olmasın, bayram namazı kılındıktan sonra kurban kesmek caizdin> demişlerdir.Bu ihtilâfın sebebi, -bu mevzuda varid olan hadislerin çeşitli olmasıdır. Zira bu hadislerin birinde Peygamber (s.a.s) Efendimizin, kurbanını namazdan önce kesene, bîrinde de Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den önce kesene bir daha kurban kesmesini emrettiği bildirilmektedir. İkinci hadis Müslim tarafından kaydedilmiştir [32]. Onun için, bu iki hadisin ayrı ayrı olaylara ait olduğunu söyleyenler, kurban kesmenin cevazı için, bayram namazının kılınmış olmasından başka, îmam'ın kurbanını kesmiş olmasını da şart koşmuşlardır. Bu iki hadisin aynı olaya ait olduğunu söyleyenler ise yalnız bayram namazının kılınmış olmasını kâfi görmüşlerdir. Ebû Bürde'nin hadisi hakkındaki rivayetler de değişiktir. Zira bu hadisin bir rivayeti, «Ebû Bür-de kurbanını namazdan önce kesmişti de, Peygamber (s.a.s) Efendimiz kendisine bir daha kurban kesmesini emretti», bir rivayeti de« Ebû Bürde kurbanını Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den Önce kesmişti de, Efendimiz (s.a.s) kendisine bir daha kurban kesmesini emretti» şeklindedir. Bunun için bu iki rivayeti aynı olaya hamletmek daha uygundur. Zira -malumdur ki- kurbanım namazdan önce kesen adam Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den de önce kesmiştir. Şu halde bu adamın kestiği kurbanın kâfi gelmeyişi, onu Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den önce kesmiş olması için değil namazdan önce kesmiş olması içindi.Nitekim Enes b. Mâlik ile başka ashabtan sıhhatli rivayetlerle gelen, Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in, «Kim namazdan önce keserse bir daha kessin» mealindeki hadisi de bunu göstermektedir. Zira bu hadisin mefhum-u muhalifinden, namazdan sonra kesilen kurbanın kâfi geldiği anlaşılmaktadır. Çünkü, eğer kurbanın sıhhati için, namazdan sonra kesilmesinden başka bir şart daha olsaydı Peygamber (s.a.s) Efendimiz onu da bildirecekti. Zira bildirmek onun görevi idi. Enes b. Mâlik'in rivayet ettiği hadisin tamamı «Rasûlullah (s.a.s) bayram günü dedi ki:«Kim (kurbanını) namazdan önce kesmiş ise bir daha (kurban) kessin» şeklindedir.Bu babın fer'ilerinden biri de, 'imamı bulunmayan bir köy halkı kurbanlarını ne zaman kesebilirler?* mes'elesidir. Bu mes'ele hakkında senVî bir delil bulunmadığı için ulema bunda da ihtilâf etmişlerdir.İmam Mâlik «Kendilerine en yakın olan köy imamının kurbanını kesip kesmediğini araştırmadan kesemezler» demiştir. İmam Şafii «Namaz ile hutbe miktarını bekledikten sonra kurbanlarım keserler» İmam Ebû Hanife «Fecirden sonra kesebilirler», bir kitle de «Güneş doğduktan sonra kesebi-lirler» demiştir.İmam Mâlik'in tabileri kendi aralarında bir diğer mes'elede de ihtilâf etmişlerdir ki, o da şudur: Eğer imam, musallada kurbanını kesmezse ne yapmalıdır? Kimisi 'İmam musalladan ayrıldıktan sonra kesilebilir', kimisi de 'İmamın musalladan ayrılmasını beklemek gerekmez' demiştir. [33]
B- Kesimin Sonu:
Kurban kesme zamanının sonu hakkındaki ihtilâfa gelince: İmam Mâlik «Kurban bayramının üçüncü günü akşamına kadar kesilebilir» demiştir. Şu halde ona göre kurban, ancak «malum günlerde» kesilebilir ki malum günler -ona göre- bayramın birinci günü ile ondan sonraki iki gündür. İmam Ebû Hanife, İmam Ahmed ve bir cemaat de buna katılır.İmam Şâfıi ile Evzâî, «Kurban, bayramın dördüncü günü akşamına kadar kesilebilir» demişlerdir. Çünkü onlara göre bayramın dördüncü günü de malum günlerdendir.Bir cemaatin de «Bayramın birinci gününden başka, kurban kesilemez» dediği rivayet olunmuştur. Kimisi de «Zülhicce ayının sonuna kadar kurban kesilebilir» demiştir. Fakat bu görüş, şâzz ve delilsizdir. Bu görüşlerin hepsi de seleften naklolunmuşumBu ihtilâfın sebebi iki şeydir. Biri,"Tâ ki birçok menfaatler görsünler ve Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken onun adını ansınlar"[34] âyet-i kerimesinde geçen «Belli günler» hangi günlerdir diye ihtilâf etmeleridir. Kimisi «Bayramın birinci günü ile ondan sonraki iki günüdür» demiştir ki meşhur olan görüş budur. Kimisi de «Zülhicce ayının ilk on günüdür» demiştir.İkinci sebeb de, bu âyet-i kerimenin Delilü'l-Hitab'ı ile, Cübeyr b. Müt'ım'ın hadisi arasında bulunan çelişmedir. Zira bu hadiste Peygamber (s.a.s) Efendimiz'den,«Mekke'nin bütün vadileri kurban kesme yeridir ve teşrik günlerinin hepsi kurban kesme zamanıdır» [35] buyurduğu rivayet olunmuştur. «Malumgünler» bayramın ilk günü ile onu takibeden iki gündür deyip âyetin delilü'l-hitab'mı hadise tercih edenler, «Bu üç günden başka kurban kesilemez» demişlerdir.Âyet-i kerime ile hadis arasında çelişme yoktur, âyette bulunmayan bir hüküm hadiste bulunmaktadır. Kaldı ki âyetten maksat, kurban kesme günlerini bildirmek değildir. Fakat hadisten maksat bu günleri bildirmektir diyenler ise, «Bayramın dördüncü günü de kurban kesmek caizdir. Çünkü bayramın dördüncü günü –ittifakla teşrik günlerindendir» demişlerdir.Ulema, «Sayılı günler»in teşrik günleri olduğunda ve teşrik günlerinin bayramın birinci gününden sonraki üç gün olduğunda müttefiktirler. Bayramın birinci gününün teşrik günlerinden olduğu, yalnız Said b. Cübeyr'den rivayet olunmuştur. Ulema, ancak -yukarıda geçtiği üzere- «Malum günler» hangileridir. Bayram'ın ilk üç günü müdür, yoksa zülhicce ayının ilk on günü müdür diye ihtilâf etmişlerdir.Bayramın birinci gününden başka kurban kesilemez diyenler ise, «Malum günler Zülhicce ayının ilk on günüdür. Fakat bu günler içinde onuncu günden başka kurban kesmenin caiz olmadığında icma' bulunmaktadır. Şu halde kurban kesmek için ancak ayın onuncu günü kalır, ki o da bayramın birinci günüdür» demişlerdir. [36]C- Kesimin Geceleyin Yapılması:
Geceleyin kurban kesmenin hükmü hakkındaki ihtilâfa gelince: îmam Mâlik, meşhur olan kavlinde «Caiz değildir» demiştir. îmam Şafii ile bir cemaat ise; cevazını benimsemiştir.Bu ihtilâfın sebebi, yevm (gün) kelimesinin müşterek olup iki mânâda kullanılmasıdır. Zira bu kelime Arap dilinde kâh,"Yurdunuzda ancak üç gün daha yaşayacaksınız" [37] âyet-i kerimesinde olduğu gibi, bir gece ile bir gündüz demek olan yirmi dört saat mânâsında kâh "Allah onların kökünü kes-mek için üzerlerine o rüzgârı yedi gün sekiz gece estirdi" [38] âyet-i kerimesinde olduğu gibi yalnız gündüz mânâsında kullanılmaktadır.Bunun için,"Ta ki, malum günlerde Allah'ın adını ansınlar" [39] âyet-i kerimesinde geçen bu kelimeyi birinci mânâya yorumlayanlar, «Teşrik günlerinin gecelerinde de kurban kesmek caizdir» demişlerdir, ikinci mânâda anlayanlar ise, «Geceleyin kurban kesmek caizdir» demişlerdir. Şu halde bu meseledeki ictihad, bu kelimenin bu iki mânâdan hangisinde daha zahir olduğu hususundadır. Akla öyle geliyor ki gündüz mânâsında daha zahirdir. Fakat böyle de olsa, geceleyin kurban kesmenin caiz olmayışı, ancak delilü'l-hitab yolu ile anlaşılmış olur ki; bu, zayıf bir istidlaldir. Çünkü bu delilü'l-hitab, kelime medlulüne verilen hükmün zıddını kelime medlulünden zıddına vermektir. Bu tür delilü'l-hitab ise, deliîü'l-hitab çeşitlerinin en zayıfıdır. Hatta derler ki: Dakkâk'tan başka, kelam ulemasından hiçbiri bir delilü'l-hitab'in delaletini benimsememiştir. Meğer birisi, «Asıl, rastgele vakitlerde kurban kesmenin caiz olmadığını söyleyenler değil de caiz olduğunu söyleyenler delil getirmelidir» demiş ola. [40]2. Kurbanı Kesecek Kişi:
HCüfbam kim kesmelidir mes'elesine gelince: Ulemanın hepsi, «Ku£ba_ri sahibinin kurbânım kendi eli ile kesmesi müstehab olmakla beraber^feaşka-sım yekü^etmesi de caizdir» demişlerdir.Fafca.t başkasrtarafmdan -kurban sahibinderUzin almaksızın- kesilen kurbanın cevazı hakkında ihtilâf etmişlerdir. Kimisi «Caiz değidir» demiştir. Kimisi de «Eğer o başkası, kurban sahibinin dostu veyahut onun gibi bir yakını olursa caizdir, yabancı olursa caiz değildir» demiştir. Kurban sahibinin izni olmaksızın bir yabancı tarafından kesilen kurbanın caiz olmadığında mezheb uleması -kanaatimce- ihtilâf etmemişlerdir. [41]61. Kurban Etleri
Ulema kurban sahibinin kurbanının etinden bir kısmını yemek, bir kısmını da dağıtmakla emrolunduğunda müttefiktirler. Zira Cenâb-ı Hak,"Kurbanlarınızdan siz de yiyin ve çaresiz kalmış yoksula da yedirin" [42] ve"Kurbanlar kesilince onlardan yiyin ve isteyene de, istemeyene de verin" [43] buyurmuştur. Peygamber (s.a.s) Efendimiz de «Yiyin, tasadduk edin ve kendinize kaldırın» [44] buyurmuştur.Mâlikî mezhebinde, kurban sahibi kurbanının etinden hiç yemeyip hepsini dağıtırsa veyahut hiç vermeyip hepsini yerse caiz midir, yoksa bir kısmını yiyip bir kısmını dağıtmak gerekli midir diye ihtilâf edilmiştir.îmam Mâlik «Kurban sahibi kurbanının hepsini yiyemediği gibi, hepsini dağıtamaz da, ancak bir kısmım yer bir kısmını dağıtır» demiştir. İbnü'l-Mevvâz ise, «Kurban sahibi muhayyerdir: isterse hepsini yer, isterse hepsini dağıtır, isterse bir kısmını yer, bir kısmını dağıtır» demiştir.Ulemanın çoğu, «Kurbanı üç bölük yapıp bir bölüğünü yemek, bir bölüğünü dağıtmak, bir bölüğünü kaldırmak müstehabtır» demişlerdir. Mâlikî ulemasından Abdülvehhab, «Kurban sahibinin kurbanından yemesi vacib değildir» demiş ise de mezhebin diğer bazı uleması bunun vücubunu benimsemişlerdir. Zannedersem zahiriler, kurbanın, yukarıda geçen hadisin gerektirdiği üç kısma bölünmeyi benimsemişlerdir.Benim bildiğime göre, ulema kurbanın etini satmanın caiz olmadığında müttefiktirler. Fakat derisi ve tüyü gibi yenmeyen diğer şeylerinin satılıp satılmadığında ihtilâf etmişlerdir.Cumhur, «Satılması caiz değildir», Atâ «Caizdir» demişlerdir. îmam Ebû Hanife ise: «Para ile satılması caiz değildir, fakat eşya ile değiştirilmesi caizdir» demiştir. Çünkü ona göre bir şeyi bir başka şeyle değiştirmek o şeyin aynını kullanmak kabilindendir. Kurbanın deri ve tüylerini kullanmanın cevazında ise icma' edilmiştir. Kurban bahsinin ana kaideleri hakkında bu kadar kâfidir. Allah'a hamd ve senalar olsun. [45][45] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 2/337-338.
© 2007 Bütün hüquqları qorunur və İlahiyyatçı Əkrəm Həsənov cənablarına məxsusdur. Materiallardan istifadə etməyə Islam, Haqq Din saytına istinad etmək şərti ilə halallıq verilir - Dəstək: AzeriBlog.com





